orhangazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
orhangazi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Bursa

Cumartesi sabah kocim, eltim, kaynım (komik kelimeler :)) cadı kızları (3 yaşında, Mimi'nin ablası :) ve ben Bursa'ya bizim köye gittik. Çılgın feribot sırasından sonra Orhangazi'deki köyümüze öğlenleyin vardık.

Kahvaltı için (e anca :) Ilıca'mıza gittik. Tabi her yaz olduğu gibi yine Çin havuzu gibi acayip kalabalıktı, biz piknik yeri olarak kullandık. Yengem, teyzem, dayım kuzenim de geldi tabi cümbür cemmat şeklinde :) Açlıktan foto çekememişim sanırım :)

Ben küçükken ne yüzerdik Ilıca'da. Artık bizim köylü giremez oldu dışardan gelenlerin kalabalığından. Rica ediyorum yazın Orhangazi Keramet'te Ilıca'ya gitmeyin, lütfen bak :)) Sonbaharda da ılık su, hem tenha, o zaman gidin, cidden bak :)

Geçen kasım ayında bayram tatilinde gittiğimiz köy postu burda . Ilıcamızın boş halinin fotoları var :)

Neyse konumuza döneyim.

Ilıcadan sonra göle gittik (İznik gölü).



Gölde ördekler yüzüyoo :))



Kuzenimin balık avladığı yerleri var, orda minik bir ılıca daha çıktı ama onu kimse bilmiyor henüz hehehe :)) Orda yüzdük biraz. Güzel göl havası aldık.

Burdaki postumda yazdığım elbiseyi giydim, mavi mavi gölle bütünleşmişim :))
Beyaz şal, geçen sene Eyüp'ten bir mağazadan almıştım
Pudra pembe ince hırka, onu da geçen sene pazardan almıştım :)
Terlikler, beyaz şıpıdık terlik :) geçen sene Altınoluk'tan almıştım




Akşam'da İznik'e mangal yapmaya gittik. Bayrak dede deriz biz, İznik'in tepesinde. Muhteşem manzaralıdır. Yanı da ormalık alan, tabi mangal telaşından manzara fotosu çekememişim :)

Köye gitmeden Orhangazi'den kasap köfte almıştık. Muhteşemmm tek kelimeyle. Kesinlikle Orhangazi'den yolu geçenlere tavsiye ederim.

Kalpli sofra bezimiz ve ve kullan at - bulaşık yıkama plastik kaplarımızla çok şıkız :)) Tadı damağımda köftelerin :)


Tabi gece ben pelt olmuştum :)

Sabah 8:30 gibi kalkıp Ilıca'ya gittik yine, bu sefer yüzdük erken diye çok kalabalık değildi ve kahvaltı yaptık.

Sonra canım Dokuztepe'mi aradım, nereye gidelim Bursa'da diye, hatta önceden baya bi ayrıntılı mail yazmıştı canım arkadaşım ama o kadar sıcaktı ve o kadar yorulduk kiiii pek dolaşamadık :)

Bursa bildiğin İstanbul olmuş. Çok kalabalık, bir de trafik vardı ki sormayın. Canım Bursam hala güzel ama :)

Bursa'da Ulu Camiye gittik.


Taş Han'a gittik (o muhteşem şallar ve eşarplardan bahsetmek bile istemiyorummm :)) İpekevi diye meşhur bir ipak şalcı var ya, onlara baktık biraz, çok güzellerdi, ama çok sıcaktı kasamadım :) İnternette 65 TL diyor şallara, orda sorduk 100 küsür lira dedi. Tipimizi mi beğenmediler acaba :))

Ben küçükken köyde annanemlerin avlusunda çook eski bir ev vardı. O evde annanem ipekböceği yetiştirirdi. Annem de beni bakmaya götürürdü, harika bir yerdi hala hatırlıyorum. Şimdi kimse bakmıyor ipekböcüü bizim köyde, zormuş çünkü.

Sonra meşhur Tarihi Çınar'a gittik. İnanılmaz kalabalıktı. Normalde gerçekten çok güzel bir yer ama neymiş, yazın ve pazar günü gidilmiycekmiş :))



Mor tuniğim, Bershka, geçen sene almıştım
Pantalon, LCW hamile pantalonu
Pembe şalım, sık sık takıyorum, Cuma pazarı

Dönüşte bizim küçük cadıyı parka götürdük, lunapark daha doğrusu.

Minik fille ben :)


Orhangazi'den yine köfte aldık ve gece Ilıca'da mangal yaptık. (Türkler tatilde mode on :)) Birde güzel esiyordu ki, süperdi. Şu anda yanmaktayım evde de :))

Pazartesi sabah döndük, şimdi hala yorgunum. Sıcağın da etkisi büyük tabi. Şişme meyilindeki ayaklarım dolayısıyla kendime uzun yolculuğu yasaklıyorum. Buraya kadarmış :)))

Sevgiler

20 Kasım 2010 Cumartesi

Bayramda doğa tatili :)

Geçen postda dediğim gibi, bayramın 2. günün gecesi ekipten bir çift arkadaşımızla bizim köye gittik. 2 gün 2 gece çok güzel tatil yaptık çok şükür.

Bizim canımız köyümüz... Aslında tanıtımına karşıyım kendi köyümüzde kendi ılıcamıza giremediğimiz için ama siz yabancı değilsiniz, bekleriz :) Köyümüz dağların eteğinde, İznik gölü'nün dibinde, zeytinliklerle dolu (köy Gemlik'e yakın desem daha net anlaşılır heralde zeytinlik durumu), yemyeşil, güzeller güzeli bir doğal ılıcaya sahip şirin bir köydür.

Ben çok uzatmadan fotoromana geçeyim.

Sabah kahvaltıya Ilıca'mıza gittik, hava da şansımıza miss. Kocimle arkaşımız yüzdü, tabi su ılık. Bu sene Kasım ortası hala sezonu kapatamadılar :)


Teyzecim bize yardımcı olmak için yanımızdaydı sağolsun, sofraları kurdu topladı, bulaşıkları yıkadı canım yaa :)

Ilıcada gecede mangal yaptık ama karanlık olduğu için çekemedim :)

Ilıcamız böyle muhteşem temiz, birde su ılık olduğu için, hava soğuyunca böyle üstünden dumanlar çıkıyor, hele akşam üstü görmeniz lazım, sallarıyla Orta dünyadan Elf'ler gelecek gibi muhtşem ve masalsı duruyor.
Fotoda çok sığ çıkmışda, insanın boynuna kadar falan derin yerleri, süper yüzülüyor yani :)


Burda kuru yaprakların içindeyim :) Bu arada çok şıkım di mi eşrortmanlarımla :) Napayım doğaya vermişim kendimi. Üstümdekiler, Bershka uzun gömlekimsi, pazardan yıllar önce aldığım süeter, Adidas eşortman, birde şal :)



Buda kaynak suyu,(İznik gölünün yanında) çok sıcak bu su, yapraklarda sararmış, birde ağaçtan süzüle süzüle düşmüyorlarmı off...



İznik gölü. Yeni keşfettiğimiz, sazlıkların arada saklanmış iskele.


Dayanmadık 2. gün yine ılıcada huzur dolu kahvaltıdan sonra aşık olduğumuz bu yere geldik. Gölün heryeri güzel ama bu sotede evler ve İngiliz bahçeleri gibi bahçelerinin bitiminceki iskele, insanı huzura kavuşturuyor, bide güneş vuruyor ılık ılık, zor vedalaştık.


Gerçek bu, netten değil foto :)


Köyden dağlara çıkarken hava muhteşem ışık oyunları yapıyordu, fotolara tam yansıyamamış malesef ama sahne ışıkları gökten göle dönmüş gibiydi :)



O kaa yürüdük, mamik zamanı :)