Bizim canımız köyümüz... Aslında tanıtımına karşıyım kendi köyümüzde kendi ılıcamıza giremediğimiz için ama siz yabancı değilsiniz, bekleriz :) Köyümüz dağların eteğinde, İznik gölü'nün dibinde, zeytinliklerle dolu (köy Gemlik'e yakın desem daha net anlaşılır heralde zeytinlik durumu), yemyeşil, güzeller güzeli bir doğal ılıcaya sahip şirin bir köydür.
Ben çok uzatmadan fotoromana geçeyim.
Sabah kahvaltıya Ilıca'mıza gittik, hava da şansımıza miss. Kocimle arkaşımız yüzdü, tabi su ılık. Bu sene Kasım ortası hala sezonu kapatamadılar :)
Teyzecim bize yardımcı olmak için yanımızdaydı sağolsun, sofraları kurdu topladı, bulaşıkları yıkadı canım yaa :)
Ilıcada gecede mangal yaptık ama karanlık olduğu için çekemedim :)
Ilıcamız böyle muhteşem temiz, birde su ılık olduğu için, hava soğuyunca böyle üstünden dumanlar çıkıyor, hele akşam üstü görmeniz lazım, sallarıyla Orta dünyadan Elf'ler gelecek gibi muhtşem ve masalsı duruyor.
Fotoda çok sığ çıkmışda, insanın boynuna kadar falan derin yerleri, süper yüzülüyor yani :)
Burda kuru yaprakların içindeyim :) Bu arada çok şıkım di mi eşrortmanlarımla :) Napayım doğaya vermişim kendimi. Üstümdekiler, Bershka uzun gömlekimsi, pazardan yıllar önce aldığım süeter, Adidas eşortman, birde şal :)
İznik gölü. Yeni keşfettiğimiz, sazlıkların arada saklanmış iskele.
Dayanmadık 2. gün yine ılıcada huzur dolu kahvaltıdan sonra aşık olduğumuz bu yere geldik. Gölün heryeri güzel ama bu sotede evler ve İngiliz bahçeleri gibi bahçelerinin bitiminceki iskele, insanı huzura kavuşturuyor, bide güneş vuruyor ılık ılık, zor vedalaştık.
Gerçek bu, netten değil foto :)
Köyden dağlara çıkarken hava muhteşem ışık oyunları yapıyordu, fotolara tam yansıyamamış malesef ama sahne ışıkları gökten göle dönmüş gibiydi :)
O kaa yürüdük, mamik zamanı :)









